so ve such ile sonuç cümleleri

Kısaca

Kalıp Örnek
so + sıfat + that so angry that…
so + zarf + that so loudly that…
such a/an + (sıfat) + tekil isim + that such a shock that…
such + (sıfat) + çoğul/sayılamaz isim + that such kind people that… / such good news that…
so much + sayılamaz / so many + çoğul + that so much work / so many people that…

Arkasında isim var → such (tekilde such a, asla so a). İsim yok → so. that = ki, düşebilir.

B1 · 28. ders · so ve such ile that

Bu kuralı öğreten dersten, açıklamanın tamamı

Bu kalıp Türkçede zaten var: O kadar gergindim ki ellerim titriyordu. Önce duygunun ne kadar güçlü olduğunu söylüyorsunuz, ardından ki ile sonucu veriyorsunuz. İngilizcede de aynısı: I was so nervous that my hands were shaking. Burada that, Türkçedeki ki gibi çalışır.

Fark tek bir noktada. Türkçede o kadar / öyle her şeyin önüne gelebilir: o kadar üzgün, öyle bir şok. İngilizce bu işi iki sözcüğe böler: so ve such. Anlamları aynıdır; hangisini kullanacağınızı arkalarından gelen sözcük belirler. Bu dersin bütün meselesi bu seçim.

so + sıfat ya da zarf

Arkasından isim gelmiyorsa so kullanın: bir sıfat (angry, scared, proud) ya da bir zarf (quickly, loudly, hard).

  • The film was so sad that everyone cried. (so + sıfat)
  • He spoke so quietly that nobody heard him. (so + zarf)

such + isim öbeği

Arkasından isim geliyorsa, araya genellikle bir sıfat girse bile, such kullanın. Tekil isimde a ya da an kalır ve such'tan HEMEN SONRA gelir: such a, such an. Türkçede bir sıfattan sonra gelir (o kadar dürüst bir insan); İngilizcede a/an sıfatın önüne, such'ın arkasına geçer. Çoğul isimde (ya da news, weather gibi sayılamaz isimlerde) a yoktur.

  • It was such a shock that I couldn't speak. (such a + tekil isim)
  • She is such an honest person that everyone trusts her. (such an + sıfat + isim)
  • They were such kind neighbours that we missed them for years. (such + çoğul isim)

so much ve so many

Türkçede miktar için tek kalıp var: o kadar çok. İngilizce bunu ikiye ayırır: sayılamaz isimle so much, çoğul isimle so many — how much / how many ayrımının aynısı. So much bir fiilin arkasında tek başına da durabilir.

  • I had so much work that I forgot to eat. (sayılamaz)
  • There were so many people that we couldn't get in. (çoğul)
  • She laughed so much that her face hurt. (fiilden sonra)
KalıpArdından ne gelirÖrnek
so + adjective + thatbir sıfat, isim yokso angry that
so + adverb + thatbir zarfso loudly that
such a/an + (adjective) + noun + thattekil, sayılabilir bir isimsuch a surprise that
such + (adjective) + plural noun + thatçoğul (ya da sayılamaz) bir isimsuch lovely people that
so much / so many + noun + thatbir miktarso many messages that

that cümlesi: sonuç

that'ten sonraki kısım kendi öznesi ve fiili olan tam bir cümledir: that I couldn't speak. Türkçede ki'yi atamazsınız, ama İngilizce konuşmada that sık sık düşer: I was so tired I fell asleep on the bus. İkisi de doğrudur.

so ve such that cümlesi olmadan da, sadece duyguyu güçlendirmek için kullanılır; Türkçedeki çok ya da ne kadar gibi: I'm so happy for you! It was such a lovely day.

so mu, such mı? Boşluğun hemen arkasındaki sözcüğe bakın. İsim, a/an ya da arkasında isim olan bir sıfat varsa such: such a mess, such good news. İsim yoksa so: so messy, so good. Türkçe sırayı (o kadar güzel bir gün) kopyalayıp so a demeyin, a'yı da unutmayın: tekil isimde such a lovely day doğrudur. It was such good yanlıştır; doğrusu It was so good.

Türkçenin tek o kadar çok'u İngilizcede ikiye ayrılır. İsim sayılamazsa (work, money, excitement) so much, çoğulsa (people, messages) so many. Önce ismin sayılıp sayılamadığına karar verin.

A2'deki so ile karıştırmayın. I was tired, so I went to bed cümlesinde so iki cümleyi bağlar ve bu yüzden demektir. I was so tired that I went to bed cümlesinde ise so tired'ın önünde durur ve o kadar demektir; sonuç that'ten sonra gelir.

Okuduğunu kontrol et

Bu dersin uygulamada sorduğu 13 sorudan 3 tanesi. Biçimi yaz ya da cevabı seç.

  1. I was ___ scared that I couldn't move.

  2. The exam was ___ that half the class failed.

  3. She ran ___ that she won the race easily.

Kurstan örnekler

İşaretli kelime, kuralın uygulandığı yerdir. Cümleyi dinlemek için oynat düğmesine bas.

  1. He spoke so quietly that nobody heard him.

    O kadar sessiz konuştu ki kimse onu duymadı.

  2. She laughed so much that her face hurt.

    O kadar çok güldü ki yüzü ağrıdı.

  3. The film was so sad that everyone cried.

    Film o kadar hüzünlüydü ki herkes ağladı.

  4. It was such a shock that I couldn't speak.

    Öyle bir şoktu ki konuşamadım.

  5. The children were so terrified that they were trembling.

    Çocuklar o kadar dehşete düşmüştü ki titriyorlardı.

  6. I was so nervous that my hands were shaking.

    O kadar gergindim ki ellerim titriyordu.

  7. There were so many people that we couldn't get in.

    O kadar çok insan vardı ki içeri giremedik.

  8. She is such an honest person that everyone trusts her.

    O o kadar dürüst bir insan ki herkes ona güveniyor.

  9. Were you so ashamed that you couldn't look at him?

    O kadar mı utandın ki ona bakamadın?

  10. I felt so guilty that I couldn't sleep all night.

    O kadar suçlu hissettim ki bütün gece uyuyamadım.

Kursta bu kuralı kullanan cümle sayısı: 26

Kendin dene

Bu kuralı kullanan bir cümleyi çevir. Uygulamadaki gibi, denetleyici bozulan kelimeyi işaretler ve arkasındaki kuralın adını verir.

2121/4

Cümleler

İngilizce yaz

O o kadar dürüst bir insan ki herkes ona güveniyor.

tekil isim öbeğiyle (bir insan); o: kadın

1 / 4

Bu kuralı uygulamada çalış