İngilizce dilbilgisi terimleri

İngilizce dilbilgisi sayfalarında geçen terimler, Türkçe açıklamalarıyla; her biri İngilizce bir örnekle ve Türkçeden farkıyla birlikte.

İsim

Bir kişiyi, bir şeyi ya da bir kavramı adlandıran kelime: book, city, love. İngilizce isimler hâl eki almaz: ev, evi, eve, evde İngilizcede hep house’tur; görevi edat ve kelime sırası gösterir. Değişen tek şey çoğuldur, çoğunlukla bir -s ile: books.

Tanımlık

İsmin önüne gelen küçük kelime: belirsiz a / an ve belirli the. Türkçede karşılığı yoktur. a, ilk kez anılan tek bir şey içindir ve Türkçedeki bir’e çoğu zaman denk gelir; ama meslekte Türkçe bir koymazken İngilizce koyar: My mother is a teacher. the ise dinleyenin hangisi olduğunu bildiği şey içindir: Close the door. Genel konuşurken tanımlık kullanılmaz: I like coffee.

Sayılabilen

Sayılabilen bir isim, tek tek sayılabilen şeyleri adlandırır: a book, two books. Tekil hâlde asla yalnız durmaz; önünde a, the, my ya da başka bir belirleyici olmalıdır.

Sayılamayan

Sayılamayan bir isim, tek tek sayılmayan şeyleri adlandırır: water, bread, music, advice, information. a almaz, çoğul olmaz. Türkçede sayılabilen bazı kelimeler İngilizcede sayılamaz: bir tavsiye için some advice ya da a piece of advice denir, an advice değil; bilgiler için de information, asla informations.

Tekil

Bir tane olanı gösteren biçim: a cat, she works. Fiil, özne tekilse ve üçüncü kişiyse geniş zamanda -s alır.

Çoğul

Birden fazla olanı gösteren biçim. Çoğu isim -s alır (cats), bazıları düzensizdir: child → children, man → men, person → people. Türkçeden farklı olarak, sayıdan sonra da çoğul kullanılır: üç kitap → three books.

Zamir

İsmin yerini tutan kelime. Özne zamirleri (I, you, he, she, it, we, they) zorunludur; Türkçedeki gibi düşmez. Türkçedeki tek o İngilizcede üçe ayrılır: erkek için he, kadın için she, eşya ve hayvan için it. you hem sen hem sizdir. Nesne zamirleri (me, you, him, her, it, us, them) fiilden sonra gelir: I see him.

Özne

İşi yapan ya da hakkında konuşulan: My sister works here. İngilizcede özne her zaman yazılır ve neredeyse her zaman fiilden önce gelir. Türkçede özne çoğu zaman düşer, çünkü fiilin eki kimin yaptığını söyler (geliyorum); İngilizce fiilde böyle bir ek olmadığı için I am coming denir.

Boş özne

Hiçbir şeyi göstermeyen, yalnızca öznenin yerini dolduran it: It is cold, It is raining, It is late. Türkçede bu cümlelerin öznesi yoktur (Soğuk, Geç oldu); İngilizce ise öznesiz cümleye izin vermez.

Nesne

Fiilin etkilediği şey: I drink coffee, She reads a book. İngilizcede nesne fiilin hemen arkasına gelir ve araya başka bir şey girmez: I drink coffee every morning, I drink every morning coffee değil. Türkçede nesne fiilden önce gelir.

Fiil

Bir eylemi ya da durumu anlatan kelime: work, go, be. Türkçe fiil kişi, zaman, olumsuzluk ve soru için ekler alır; İngilizce fiil ise çok az değişir ve bu işlerin çoğunu ayrı kelimeler görür: do, not, will.

Yalın fiil

Fiilin hiçbir ek almamış biçimi: work, go, be. Sözlükte bu biçim yazar. to’dan sonra (to work), can, must gibi kelimelerden sonra (She can swim) ve soru ile olumsuzda do, does, did’den sonra kullanılır: Does she work?, I didn't go. Did you went? yanlıştır, çünkü geçmiş zamanı did zaten taşır.

Yardımcı fiil

Bir zaman, soru ya da olumsuz kurmaya yardım eden fiil: be, have, do. do’nun Türkçede karşılığı yoktur; geniş zamanda ve geçmişte sıradan fiillerle soru ve olumsuz kurmaya yarar: Do you like it?, I don't like it. Türkçede bu işi mi ve -me ekleri görür.

Düzensiz fiil

Geçmiş zaman biçimi -ed ile kurulmayan fiil: go → went, see → saw, buy → bought. En sık kullanılan fiillerin çoğu düzensizdir ve biçimleri tek tek öğrenilir. Türkçe fiiller neredeyse tamamen düzenlidir; bu yüzden “köke ek ekle” refleksi goed gibi hatalara yol açar.

Kişi

Fiilin kime ait olduğu: birinci (I, we), ikinci (you), üçüncü (he, she, it, they). Türkçede her kişinin kendi eki vardır (çalışırım, çalışırsın, çalışır); İngilizcede geniş zamanda yalnızca üçüncü tekil kişi işaretlenir: she works. Mantıksız göründüğü için en sık unutulan ek budur.

Present simple

Geniş zaman: alışkanlıklar, genel doğrular, düzenli tekrarlanan şeyler. I work in a bank, Water boils at 100 degrees. Türkçedeki -r geniş zamanına (çalışırım) yakındır, ama Türkçe gündelik konuşmada bu anlamda çoğu zaman -yor da kullanılır; İngilizcede bunun için şimdiki zaman kullanılamaz.

Present continuous

Şu anda süren ya da geçici durum: I am working now, She is reading. be + fiil + -ing ile kurulur. Türkçe -yor ekinin bir kısmını karşılar, ama hepsini değil: Ankara’da oturuyorum kalıcı bir durumsa I live in Ankara denir.

Past simple

Geçmişte, belli bir zamanda olup bitmiş olay: I saw him yesterday, We went to Spain last summer. Düzenli fiillerde -ed ile, düzensiz fiillerde kendi biçimiyle kurulur. Türkçedeki -dı ile -mış ayrımı İngilizcede yoktur; ikisi de çoğu zaman past simple olur.

Present perfect

Geçmişi şimdiye bağlayan zaman: I have lost my keys (hâlâ yok), Have you ever been to London? (hiç oldu mu), I have lived here for five years (hâlâ burada). have + fiilin üçüncü biçimiyle kurulur. Zaman belirten bir ifadeyle (yesterday, last year) kullanılmaz. Türkçedeki -dır (beş yıldır) çoğu zaman buraya gider.

Sıfat

İsmi niteleyen kelime: big, old, beautiful. Türkçedeki gibi ismin önüne gelir: a big house. Hiçbir şekilde değişmez: a big house, big houses. be’den sonra da kullanılır: The house is big.

Karşılaştırma

İki şeyi karşılaştıran sıfat biçimi: bigger, more beautiful. Kısa sıfatlar -er alır, uzunlarının önüne more gelir; karşılaştırılan şeyden önce than: Ankara is bigger than Konya. Türkçede bu iş daha ve -den ekiyle görülür.

Üstünlük

Bir grubun en … olanını gösteren sıfat biçimi: the biggest, the most beautiful. Kısa sıfatlar -est alır, uzunlarının önüne most gelir; önünde her zaman the vardır. Türkçedeki en’in karşılığıdır.

Zarf

Fiili, sıfatı ya da cümleyi niteleyen kelime: slowly, very, always, here. Sıklık zarfları (always, usually, often, never) sıradan fiilin önüne, ama be’nin arkasına gelir: She always works late, She is always late.

Edat

İsmin önüne gelip yer, zaman ya da ilişki bildiren kelime: in, on, at, to, with, by. Türkçede bu işi çoğunlukla hâl ekleri görür: evde → in the house, eve → to the house. Edat ismin önüne gelir, Türkçedeki son ekler ve son çekim edatları gibi arkasına değil.

İyelik

Sahipliği gösteren biçimler. İyelik sözcükleri (my, your, his, her, its, our, their) ismin önüne gelir ve Türkçedeki iyelik eklerinin (evim, evin, evi) karşılığıdır. Sahibi bir isimse 's kullanılır: Tom's bag. Ölçü her zaman sahip olan kişidir: bir kadının oğlu her son’dur.

Gösterme sözcüğü

Yakındaki ya da uzaktaki bir şeyi gösteren kelime: this (bu), that (şu, o), çoğulda these, those. Türkçedeki bu, şu, o üçlüsü İngilizcede ikiye iner; çoğulda ise kelime değişir: this book, these books.

Olumsuz

Bir şeyin olmadığını ya da yapılmadığını söyleyen biçim. be, can ve have got’tan sonra doğrudan not gelir (She is not here); sıradan fiillerde do not / does not / did not gerekir: I don't work. İngilizcede olumsuzluk cümlede yalnızca bir kez işaretlenir: I don't know anything, I don't know nothing değil.

Soru sözcüğü

Bilgi isteyen soru kelimesi: what, where, when, who, why, how. Her zaman cümlenin en başına gelir ve arkasından soru sırası gelir: Where does she work? Türkçede nerede fiilin hemen önünde dururken, İngilizcede başa geçer.

Kısa cevap

Evet/hayır sorusuna verilen, fiili değil yardımcı fiili tekrarlayan cevap: Do you like it? Yes, I do. Is she at work? No, she isn't. Türkçede fiil tekrarlanır (Seviyor musun? Seviyorum); İngilizcede Yes, I like eksik kalır.

Kısaltma

İki kelimenin kesme işaretiyle birleşmiş hâli: I'm (I am), she's (she is ya da she has), don't (do not). Konuşmada ve gündelik yazıda normaldir. 's hem is’in kısaltması hem de iyelik olabilir: Tom's here / Tom's bag.

Emir kipi

Birine bir şey yapmasını söyleyen biçim: yalın fiil, öznesiz: Turn left, Sit down. Olumsuzu don't ile kurulur: Don't cross here. Türkçedeki -elim’in karşılığı let's’tir: Let's go. Kibar bir rica için emir yerine çoğu zaman soru kullanılır: Could you close the door?

İki kelimelik fiil

Bir fiil ile küçük bir kelimenin (up, down, out, back) birleşerek yeni bir anlam kazanması: get up (kalkmak), go out (dışarı çıkmak), come back (geri gelmek). İngilizcede phrasal verb denir. Anlamı çoğu zaman parçalardan tahmin edilemez ve tek bir kelime gibi öğrenilir.

Bağlaç

Kelimeleri ya da cümleleri birbirine bağlayan kelime: and, but, or, because, so. Türkçede ve, ama, çünkü, bu yüzden ile aynı işi görürler. Türkçede bağlantıyı çoğu zaman ekler kurar (gelince, geldiği için); İngilizcede neredeyse her zaman ayrı bir kelime gerekir: when I came, because I came.

Ünlü

Ağız açıkken çıkan ses: a, e, i, o, u ve İngilizcedeki onlarca türevi. a ile an arasındaki seçim buna bağlıdır: sonraki kelime ünlü sesle başlıyorsa an (an egg, an hour), harfle değil. İngilizcede ünlünün uzunluğu anlamı değiştirebilir: ship / sheep.

Ünsüz

Ağızda bir engelden geçerek çıkan ses: b, d, k, s, t. Sonraki kelime ünsüz sesle başlıyorsa a kullanılır: a cat, a university (“yu-” sesiyle başlar). Türkçede kelime sonundaki b, c, d, g sertleşir; İngilizcede sertleşmez ve sertleşirse başka bir kelime olur: bad / bat.