Yetenek ve izin için yarı-modaller
Kısaca
| yetenek | izin | |
|---|---|---|
| şimdiki zaman | can (am able to = resmî) | am/is/are allowed to / can |
| geçmiş | could (genel, -ebilirdi) / was/were able to (tek başarı, -ebildi) | was/were allowed to |
| present perfect | have/has been able to | have/has been allowed to |
| gelecek | will be able to | will be allowed to |
| modalden sonra | might/should/must be able to | might/should be allowed to |
Sadece be değişir, to'dan sonraki fiil yalındır. Olumsuz ilk yardımcı fiilde: won't / weren't / haven't been. Türkçedeki gibi ek dizme: will can yok. İzni alan kişi öznedir: We were allowed…
B1 · 13. ders · be able to ve be allowed to
Bu kuralı öğreten dersten, açıklamanın tamamı
can'i biliyorsun: I can swim, You can use the gym. Türkçede -ebil- eki her zaman ekinin önüne gelir: yüzebildim, yüzebiliyorum, yüzebileceğim, yüzebilmişim. İngilizcede can böyle değildir. Sadece iki biçimi vardır: can ve could. will can yoktur, to can yoktur, have ile kurulan bir perfect biçimi de yoktur. Peki geleceği, present perfect'i ya da başka bir modalden sonra can'i nasıl söyleyeceksin?
İngilizce bu boş yerleri be ile kurulan iki kalıpla doldurur. be able to yetenek içindir (bedenen ya da zihnen yapabildiğin şey), be allowed to ise izin içindir (kuralların ya da başkalarının yapmana izin verdiği şey). Değişen yalnızca be'dir. able to ve allowed to hiç değişmez, arkalarından gelen fiil de her zaman yalın hâldedir. Türkçedeki -ebil- ikisini birden karşılar: Havuzu kullanabilirsin hem "yapabilirsin" hem "iznin var" demektir. İngilizcede can'den ayrıldığın anda seçmek zorundasın: güç ya da beceri ise able, kural ya da izin ise allowed.
can'in biçimi olmayan yerler
| Zaman | Yetenek | İzin |
|---|---|---|
| şimdiki zaman | I can run ten kilometres. (am able to da doğrudur ama resmî durur) | You are allowed to use the pool. / You can use the pool. |
| geçmiş | I could / was able to finish the race. | We were allowed to train on the main pitch. |
| present perfect | I've been able to run every day this month. | She's been allowed to join the team. |
| gelecek | You'll be able to lift more next month. | You'll be allowed to play on Saturday. |
| başka bir modalden sonra | You might be able to win. | You should be allowed to rest. |
İki sütuna bak: kalıp birebir aynı. will be able to'yu biliyorsan will be allowed to'yu da biliyorsun. Kelimeyi sadece anlama göre seç: able = gücüm ya da becerim var; allowed = kurallar izin veriyor.
Şimdiki zaman: önemli bir fark
- Şimdiki zamanda yetenek için can kullan: She can swim fast. She is able to swim fast doğrudur ama günlük konuşmada resmî ve katı durur.
- Şimdiki zamanda izin için be allowed to tamamen doğal ve çok yaygındır, özellikle kurallarda: You aren't allowed to wear shoes on this mat. Are we allowed to use the showers?
allowed bir past participle'dır ve be allowed to, bildiğin edilgen yapıyla aynı şekildedir (is cleaned, are made). Bu yüzden zamanı be taşır: am/is/are allowed, was/were allowed, have been allowed, will be allowed. Türkçeden farklı olan şu: Türkçede izni alan kişi -e hâlindedir (bize izin verildi), İngilizcede ise cümlenin öznesi olur. Cümleye izni alan kişiyle başla: We were allowed to leave early. It was allowed to us gibi bir yapı kurma.
Geçmiş: could mı, was able to mu?
Türkçedeki ayrım burada işine yarar. could geçmişteki genel bir yeteneği anlatır ve Türkçedeki -ebilirdi'ye denk gelir: When I was young, I could run fast. (gençken hızlı koşabilirdim). Tek bir seferde elde edilen başarı için ise was/were able to kullanılır ve bu -ebildi'ye denk gelir: The ball was wet, but I was able to catch it. (yakalayabildim). Olumsuzda ikisi de olur: I couldn't finish ya da we weren't able to finish. Geçmişteki izin için was/were allowed to kullan: We were allowed to leave early.
Olumsuz ve soru cümleleri
Her zamanda bildiğin gibi, ilk yardımcı fiil üzerinden kurulur: won't be able to, weren't able to, wasn't allowed to, haven't been able to. Soruda ilk yardımcı fiil öznenin önüne geçer: Will you be able to come? Were you allowed to play? Have you been able to train? Are we allowed to…?
- I won't be able to play on Sunday. My knee hurts.
- It was too hot, and we weren't able to finish the game.
- Players aren't allowed to touch the ball with their hands.
- Have you been able to train this week?
- Were you allowed to stay after the match?
Türkçe ekleri üst üste dizer: yap-abil-ecek-im, yap-abil-miş-im. İngilizcede bunu kelime kelime kopyalama. can'i başka bir modalin ya da will'in arkasına koyma: will can, might can, have could diye bir şey yoktur. can'in yerine be able to ya da be allowed to koy: will be able to, might be allowed to, have been able to.
Okuduğunu kontrol et
Bu dersin uygulamada sorduğu 17 sorudan 3 tanesi. Biçimi yaz ya da cevabı seç.
After this course, you ___ swim two hundred metres.
___ come to training on Friday?
Neden 'will be able to' deriz de 'will can' demeyiz?
Kurstan örnekler
İşaretli kelime, kuralın uygulandığı yerdir. Cümleyi dinlemek için oynat düğmesine bas.
You might be able to win a medal.
Belki bir madalya kazanabilirsin.
I've been able to run every day this month.
Bu ay her gün koşabildim.
Will you be able to run the whole marathon?
Maratonun tamamını koşabilecek misin?
The ball was wet, but I was able to catch it.
Top ıslaktı ama yakalayabildim.
I haven't been able to go to the gym since Christmas.
Noel'den beri spor salonuna gidemedim.
Has your brother been able to climb since he hurt his shoulder?
Kardeşin omzunu incittiğinden beri tırmanabildi mi?
It was too hot, and we weren't able to finish the game.
Hava çok sıcaktı ve maçı bitiremedik.
Since I started stretching every morning, I've been able to touch my toes.
Her sabah esneme hareketleri yapmaya başladığımdan beri ayak parmaklarıma dokunabiliyorum.
We weren't able to book a tennis court, so we went jogging instead.
Tenis kortu ayırtamadık, o yüzden onun yerine koşuya çıktık.
With a broken wrist, he won't be able to play for six weeks.
Bileği kırık olduğu için altı hafta oynayamayacak.
Kursta bu kuralı kullanan cümle sayısı: 14
Kendin dene
Bu kuralı kullanan bir cümleyi çevir. Uygulamadaki gibi, denetleyici bozulan kelimeyi işaretler ve arkasındaki kuralın adını verir.
Cümleler
İngilizce yaz
Bu ay her gün koşabildim.
yetenek; present perfect