must mi, have to mu

Kısaca

must (≈ -meli) have to (≈ -mek zorunda)
kaynak konuşan hissediyor / kuralı koyuyor kural, başka biri, durum
I / you / we / they must clean have to clean
he / she / it must clean has to clean
geçmiş — had to clean
gelecek — will have to clean
soru — Do/Does/Did … have to clean?

Geçmiş zorunluluk her zaman had to'dur (-meliydim değil, zorunda kaldım). will must hiçbir zaman olmaz.

B1 · 10. ders · must mi, have to mu?

Bu kuralı öğreten dersten, açıklamanın tamamı

must ve have to'yu ayrı ayrı gördünüz. Türkçede de aynı ikili var ve ayrım hemen hemen aynı yerden geçiyor: -meli çoğu zaman sizin kendi kararınızdır (mutfağı temizlemeliyim), -mek zorunda ise dışarıdan gelen bir zorunluluktur (mutfağı temizlemek zorundayım). İngilizcede de pek çok cümlede ikisi de doğrudur (I must clean the kitchen / I have to clean the kitchen), ama farklı şey söylerler: belirleyici olan, zorunluluğun nereden geldiği.

Zorunluluk kimden geliyor?

  • must ≈ -meli: zorunluluk sizden, konuşandan gelir. Siz gerekli görüyorsunuz ya da kuralı siz koyuyorsunuz: I must hoover the living room — it looks terrible. You must take your shoes off in my house.
  • have to ≈ -mek zorunda: zorunluluk dışarıdan gelir: başka biri, bir kural, bir düzen, bir durum. Siz sadece aktarıyorsunuz: I have to take the rubbish out on Tuesdays (çöpler salı günü toplanıyor). We have to clean the flat before we leave (ev sahibi öyle istiyor).
Aynı ev işi, iki farklı zorunluluk kaynağı
SöylediğinizDinleyene anlattığı
I must tidy my room.Bence gerekli; bu benim kendi kararım (≈ toplamalıyım).
I have to tidy my room.Bunu başkası (annem, kurallar) istiyor (≈ toplamak zorundayım).
You must wash up after dinner.Bunu ben söylüyorum; benim kuralım.
You have to wash up after dinner.Evin kuralı bu; ben sadece aktarıyorum.

Biçimler: must hiç değişmez, have to değişir

must her kişide aynıdır ve başka biçimi yoktur. have to ise sıradan have fiili gibi davranır: he, she, it ile has olur, geçmişi vardır ve will'den sonra gelebilir.

must'ın tek biçimi var; have to'nun hepsi var
Zaman / kişimusthave to
şimdiki — I / you / we / theyI must iron my shirt.I have to iron my shirt.
şimdiki — he / she / itShe must iron her shirt.She has to iron her shirt.
geçmiş— (geçmiş biçimi yok)She had to iron her shirt.
gelecek— (gelecek biçimi yok)She will have to iron her shirt.
soru(seyrek, resmî)Do you have to iron it? Does she have to iron it?

Dikkat: -meliydim ≠ had to. Türkçede -meli'nin geçmişi var ama anlamı başka: temizlemeliydim "gerekirdi ama yapmadım" demektir. İngilizcede geçmişte gerçekten yaşanmış bir zorunluluk için her zaman had to kullanın; bu, Türkçedeki temizlemek zorunda kaldım'a karşılık gelir: Last weekend I had to clean the whole house. Zorunluluk sizin kendi hissiniz olsa bile böyledir. musted diye bir biçim yoktur.

Gelecek de aynı yoldan: zorunda kalacağım → will have to. must, will'den sonra gelemez; will must her zaman yanlıştır. Şöyle deyin: You'll have to do the washing tomorrow.

Sorular

Türkçede -meli miyim? çok doğal bir sorudur, ama İngilizcede must ile soru seyrek ve resmîdir. Zorunluluk sorusunu have to ile kurun; buradaki have sıradan bir fiil olduğu için soru do, does ya da did ile yapılır: Do I have to do the dishes tonight? Does he have to cook every day? Did you have to wait long? does ve did'den sonra fiil yine have olur; does she has to ya da did you had to yanlıştır.

-s'i takip edin. Türkçede kişi eki hep fiilde kalır, İngilizcede ise yer değiştirir: olumlu cümlede -s fiildedir: He has to vacuum. Soruda -s does'a geçer: Does he have to vacuum?

Okuduğunu kontrol et

Bu dersin uygulamada sorduğu 13 sorudan 5 tanesi. Biçimi yaz ya da cevabı seç.

  1. "I must clean the fridge — it smells awful." Buzdolabının temizlenmesi gerektiğine kim karar verdi?

  2. "You must take your shoes off in my house." Burada must ne anlatıyor?

  3. "I have to be home by ten — my parents say so." Konuşan kişi burada neden have to kullanıyor?

  4. My dad(have) to get up early to walk the dog.

  5. Last night I(have) to clean the fridge.

Kurstan örnekler

İşaretli kelime, kuralın uygulandığı yerdir. Cümleyi dinlemek için oynat düğmesine bas.

  1. I must hoover the living room; it looks terrible.

    Salonu süpürmeliyim; berbat görünüyor.

  2. You must take your shoes off in my house.

    Benim evimde ayakkabılarını çıkarmalısın.

  3. I must wipe the worktops; they're sticky and greasy.

    Mutfak tezgâhlarını silmeliyim; yapış yapış ve yağlılar.

  4. I must declutter the spare room before it gets any worse.

    Durum daha da kötüleşmeden boş odadaki gereksiz eşyaları ayıklamalıyım.

  5. I really must dust the windowsills in my bedroom this weekend.

    Bu hafta sonu yatak odamdaki pencere pervazlarının tozunu gerçekten almalıyım.

  6. Must we leave now?

    Şimdi çıkmalı mıyız?

  7. Must I wear a tie?

    Kravat takmalı mıyım?

  8. Visitors must sign in at reception.

    Ziyaretçiler resepsiyonda giriş kaydı yapmalı.

  9. Must they wear a uniform at school?

    Onlar okulda üniforma giymeli mi?

  10. I must renew my passport this month.

    Bu ay pasaportumu yenilemeliyim.

Kursta bu kuralı kullanan cümle sayısı: 18

Kendin dene

Bu kuralı kullanan bir cümleyi çevir. Uygulamadaki gibi, denetleyici bozulan kelimeyi işaretler ve arkasındaki kuralın adını verir.

2121/4

Cümleler

İngilizce yaz

Salonu süpürmeliyim; berbat görünüyor.

kendi kendime hissettiğim zorunluluk (must)

1 / 4

Bu kuralı uygulamada çalış