228 kelime · A1 · A2 · B1 · B2 · 2. ders–55

Restoran ve kafe

Dışarıda yemek ve içmek: menü, sipariş, masa, çalışanlar ve hesabı ödemek.

  • 228 kelime, her biri resmi ve sesiyle
  • Her kelimenin biçim tablosu, uygulamadakiyle aynı
  • Her kart, kursun kelimeyi hangi derste öğrettiğini gösterir

Hangi kurs olursa olsun ilk 10 dersin ücretsiz. Kart bilgisi gerekmez.

Şimdi indirGoogle PlayÇok yakındaHemen indirApp StoreÇok yakında

Henüz mağazalarda değil. E-postanı bırak; çıkış günü tek bir mesaj alacaksın.

Çıkışta tek bir e-posta. Bülten yok, kimseyle paylaşılmaz.

Konulara göre kelimeler

Kelimeler

Kursun öğrettiği sırayla. Biçim tablosunun tamamı için bir kartı aç; ders bağlantısı seni o dersin seviyesine götürür.

  • eat

    eat

    yemek

    fiil: yemek yemek

    Wash your hands before you eat.Yemek yemeden önce ellerini yıka.

    Biçimler
    mastar: eat · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.eats—
  • tea

    tea

    çay

    I want coffee, not tea.Kahve isterim, çay değil.

  • water

    water

    su

    The water is cold.Su soğuk.

  • busy

    busy

    meşgul; yoğun

    yapacak çok işi olan

    We're not busy today.Bugün meşgul değiliz.

  • cook

    cook

    aşçı

    işi yemek pişirmek olan kişi

    He isn't a driver, he is a cook.O (erkek) şoför değil, aşçı.

  • kitchen

    kitchen

    mutfak

    The kitchen is very warm.Mutfak çok sıcak.

  • restaurant

    restaurant

    restoran; lokanta

    Not many restaurants serve breakfast on Sunday.Pazar günü kahvaltı servis eden pek restoran yok.

  • waiter

    waiter

    garson

    Türkçedeki *garson* gibi hem erkekler hem kadınlar için kullanılır. *waitress* daha eski ve artık daha seyrek kullanılan bir kelimedir.

    The waiter didn't bring many napkins.Garson çok peçete getirmedi.

  • course

    course

    kurs; yemeğin bir bölümü

    Bu derste yalnızca of ile kurulan kalıplaşmış bir nezaket ifadesinin içinde geçer.

  • free

    free

    boş; müsait; ücretsiz

    meşgul değil

    Are you free tomorrow evening?Yarın akşam müsait misin?

  • guest

    guest

    misafir; konuk

    Hello! Am I the first guest?Merhaba! İlk misafir ben miyim?

  • bowl

    bowl

    kâse

  • chair

    chair

    sandalye

    Our new chairs are grey.Yeni sandalyelerimiz gri.

  • cup

    cup

    fincan; kupa

  • plate

    plate

    tabak

    An orange is on a plate.Bir portakal bir tabağın üstünde.

  • table

    table

    masa

    There aren't many tables free.Boş masa pek yok.

  • full

    full

    dolu; tok

    Neyle dolu olduğu *of* ile söylenir.

    Shelves are full of books.Raflar kitaplarla dolu.

  • glass

    glass

    bardak; cam

    içme bardağı

    The glass is full of water.Bardak suyla dolu.

  • knife

    knife

    bıçak

    Baştaki *k* okunmaz.

    Knives are not toys.Bıçaklar oyuncak değildir.

  • bread

    bread

    ekmek

    Türkçede *bir ekmek* denir, ama İngilizcede bread sayılamaz: a almaz, çoğul olmaz.

    There isn't much bread left.Pek ekmek kalmadı.

  • coffee

    coffee

    kahve

    Genel olarak içecekten söz ederken sayılamaz: a almaz, çoğul olmaz. Türkçede genel bir sevgi anlatırken bile nesne eki gelir, ama İngilizcede genel anlamda tanımlık kullanılmaz.

    We drink coffee.Kahve içeriz.

  • cold

    cold

    soğuk

    The water is cold.Su soğuk.

  • hot

    hot

    sıcak

    çok sıcak

    It is hot in here.Burası sıcak.

  • milk

    milk

    süt

    Sayılamaz: a almaz, çoğul olmaz.

    There wasn't any milk.Hiç süt yoktu.

  • counter

    counter

    tezgâh

    dükkânda ya da kafede sipariş verilen veya ödeme yapılan tezgâh

    Those sweaters are on the counter.Şu kazaklar tezgâhta.

  • customer

    customer

    müşteri

    That customer is not happy.O müşteri mutlu değil.

  • receipt

    receipt

    fiş; makbuz

    ödeme yaptıktan sonra dükkânın verdiği kâğıt

  • bottle

    bottle

    şişe

    There is water in the bottle.Şişede su var.

  • cook

    cook

    pişirmek; yemek yapmak

    Pişirilen yemek nesnedir ve fiilden hemen sonra gelir.

    What can you cook?Ne pişirebilirsin?

    Biçimler
    mastar: cook · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.cooks—
  • dinner

    dinner

    akşam yemeği

    Türkçede iki kelime, İngilizcede tek kelimedir. Öğün adı olarak genellikle tanımlık almaz.

    We're having fish for dinner.Akşam yemeği için balık yiyoruz.

  • dish

    dish

    yemek; tabak; bulaşık

    menüdeki belli bir yemek; ayrıca tabak, kâse

    We wash the dishes in the kitchen.Bulaşıkları mutfakta yıkarız.

  • drink

    drink

    içmek

    Yalnızca sıvılar için kullanılır. Türkçedeki "sigara içmek" anlamı bu kelimede yoktur.

    We drink coffee.Kahve içeriz.

    Biçimler
    mastar: drink · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.drinks—
  • breakfast

    breakfast

    kahvaltı

    Türkçede kahvaltı "yapılır", İngilizcede ise fiil have'dir ve kelime a ya da the almaz.

    She has breakfast at seven.Saat yedide kahvaltı yapar.

  • juice

    juice

    meyve suyu

  • lunch

    lunch

    öğle yemeği

    Fiili have'dir, kelime a ya da the almaz.

    We have lunch in the park at one.Saat birde parkta öğle yemeği yeriz.

  • pizza

    pizza

    pizza

    How much is the pizza?Pizza ne kadar?

  • enjoy

    enjoy

    keyif almak; hoşlanmak

    Türkçedeki -den eki karşılığında edat almaz; nesnesi doğrudan fiilden sonra gelir ve nesnesiz kullanılmaz.

    They didn't enjoy the concert.Onlar konserden keyif almadı.

    Biçimler
    mastar: enjoy · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.enjoys—
  • sit

    sit

    oturmak

    Yalnızca bir yerde oturmak demektir; Türkçedeki bir şehirde oturmak anlamı yoktur, o live'dır.

    Sit down, please.Otur lütfen.

    Biçimler
    mastar: sit · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.sits—
  • bring

    bring

    getirmek

    The waiter didn't bring many napkins.Garson çok peçete getirmedi.

    Biçimler
    mastar: bring · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.brings—
  • wait

    wait

    beklemek

    Türkçede beklenen doğrudan nesnedir (-i ekiyle); İngilizcede beklenen kişi ya da şeyden önce for gelir: wait for me.

    I'm waiting at the door.Kapıda bekliyorum.

    Biçimler
    mastar: wait · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.waits—
  • manager

    manager

    müdür; yönetici

    The manager is totally responsible for the result.Müdür sonuçtan tamamen sorumlu.

  • delicious

    delicious

    lezzetli; çok güzel

  • hungry

    hungry

    aç

    Sıfattır ve *be* ile kullanılır. Türkçede *acıktım* şu anki açlığı anlatır. İngilizcede bu anlam için *be* fiilinin şimdiki zaman biçimi gerekir, geçmiş zaman biçimi gerçekten geçmişte kalan açlık içindir.

    I'm hungry and I'm tired.Açım ve yorgunum.

  • cake

    cake

    pasta; kek

    Türkçedeki pasta ve kekin ikisini de karşılar.

    Wouldn't you like a bigger cake?Daha büyük bir pasta istemez misin?

  • soup

    soup

    çorba

    The soup cooked for two hours.Çorba iki saat pişti.

  • sandwich

    sandwich

    sandviç

    How much are the sandwiches?Sandviçler ne kadar?

  • seat

    seat

    oturacak yer; koltuk

    masada, salonda ya da taşıtta oturulan yer

  • pay

    pay

    ödemek

    Düzensiz geçmiş: paid. Parası ödenen şeyden önce for gelir. Türkçedeki 'bir şeyin parasını ödemek' anlamına gelir.

    She pays with a card.O kartla öder.

    Biçimler
    mastar: pay · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.pays—
  • biscuit

    biscuit

    bisküvi

    Sayılabilir. İngiliz İngilizcesi; Amerikalılar cookie der.

  • butter

    butter

    tereyağı

    Sayılamaz: çoğul ve a/an almaz.

  • dessert

    dessert

    tatlı

    yemekten sonra yenen

    Would you like some fruit for dessert?Tatlı olarak biraz meyve ister misiniz?

  • fresh

    fresh

    taze

    Yiyecek için: yeni yapılmış, toplanmış ya da alınmış.

    These strawberries are fresh, not frozen.Bu çilekler taze, dondurulmuş değil.

  • honey

    honey

    bal

    Sayılamaz; kavanozda satılır.

  • jam

    jam

    reçel

    Sayılamaz: a jam denmez; miktar için kap adı kullanılır, örneğin jar.

  • lemon

    lemon

    limon

    Sayılabilir: a lemon, two lemons.

    I need a lemon for the fish.Balık için bir limona ihtiyacım var.

  • pasta

    pasta

    makarna

    Sayılamaz: çoğul ve a/an almaz.

  • pepper

    pepper

    karabiber; biber

    Sofradaki baharat (karabiber) olarak sayılamaz; sebze olan biber sayılabilir ve a alır.

    Can we have some salt and pepper, please?Biraz tuz ve karabiber alabilir miyiz, lütfen?

  • salt

    salt

    tuz

    Sayılamaz: çoğul ve a/an almaz.

    Can we have some salt and pepper, please?Biraz tuz ve karabiber alabilir miyiz, lütfen?

  • sugar

    sugar

    şeker

    Yalnızca toz ya da küp şeker anlamındadır ve sayılamaz. Türkçedeki şekerleme anlamı İngilizcede sweets ya da candy ile karşılanır.

  • toast

    toast

    kızarmış ekmek

    Türkçedeki tost (kaşarlı sandviç) değildir; yalnızca kızartılmış ekmek dilimidir. Sayılamaz: tek dilim için a piece of toast denir.

  • beer

    beer

    bira

    İçecek olarak sayılamaz; *a beer* bir bardak ya da bir şişe bira demektir.

    There isn't much beer left in the jug.Sürahide pek bira kalmadı.

  • bill

    bill

    hesap

    restoranda ödenecek tutarı gösteren kâğıt

    How much was the bill last night?Dün gece hesap ne kadar tuttu?

  • burger

    burger

    hamburger; burger

  • chef

    chef

    şef; aşçıbaşı

    restoran mutfağının başındaki aşçı

  • fork

    fork

    çatal

  • ice

    ice

    buz

    Sayılamaz; çoğul yapılmaz.

  • jug

    jug

    sürahi

    There isn't much beer left in the jug.Sürahide pek bira kalmadı.

  • ketchup

    ketchup

    ketçap

    Sayılamaz.

  • lemonade

    lemonade

    limonata

    İçecek olarak sayılamaz.

    How many glasses of lemonade did you order?Kaç bardak limonata sipariş ettin?

  • napkin

    napkin

    peçete

    The waiter didn't bring many napkins.Garson çok peçete getirmedi.

  • omelette

    omelette

    omlet

  • order

    order

    sipariş vermek; ısmarlamak

    restoranda yemek ya da içecek istemek

    We didn't order many starters.Çok başlangıç yemeği sipariş etmedik.

    Biçimler
    mastar: order · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.orders—
  • portion

    portion

    porsiyon

    bir kişiye servis edilen yemek miktarı

    How many slices are there in a portion?Bir porsiyonda kaç dilim var?

  • recommend

    recommend

    tavsiye etmek; önermek

    Tek fiildir; Türkçedeki *tavsiye etmek* gibi yanına *do* ya da *make* almaz.

    Biçimler
    mastar: recommend · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.recommends—
  • salad

    salad

    salata

  • sauce

    sauce

    sos

    Sayılamaz.

  • serve

    serve

    servis etmek; (yemek) vermek

    insanlara yiyecek ya da içecek getirmek

    Not many restaurants serve breakfast on Sunday.Pazar günü kahvaltı servis eden pek restoran yok.

    Biçimler
    mastar: serve · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.serves—
  • slice

    slice

    dilim

    Türkçede *bir dilim* ile isim yan yana durur; İngilizcede araya *of* girer.

    Would you like a slice of cake?Bir dilim pasta ister misiniz?

  • spicy

    spicy

    acı; baharatlı

    biberden yakıcı

  • starter

    starter

    başlangıç; ara sıcak

    ana yemekten önceki küçük yemek

    We didn't order many starters.Çok başlangıç yemeği sipariş etmedik.

  • steak

    steak

    biftek

  • sweet

    sweet

    tatlı

    şekerli tadı olan

  • tip

    tip

    bahşiş

    garsona bırakılan fazladan para

    We haven't got much cash for the tip.Bahşiş için pek nakit paramız yok.

  • waitress

    waitress

    kadın garson

    Türkçede *garson* iki cinsiyet için de kullanılır; İngilizcede bu kelime kadın için, erkek garsona *waiter* denir.

  • wine

    wine

    şarap

    Sayılamaz.

    He doesn't drink much wine with dinner.O, akşam yemeğinde pek şarap içmez.

  • cream

    cream

    krema; kaymak

    sütün yağlı kısmı

  • book

    book

    rezervasyon yapmak; yer ayırtmak

    fiil, otel, bilet, masa için

    Biçimler
    mastar: book · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.books—
  • complain

    complain

    şikâyet etmek

    Türkçede şikâyet edilen şey -den alır; İngilizcede about ile gelir. Tek kelimelik bir fiildir, 'etmek' karşılığı ayrıca eklenmez.

    Biçimler
    mastar: complain · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.complains—
  • pour

    pour

    sağanak yağmak; dökmek

    çok şiddetli yağmur yağmak

    It's ten forty-five and it's still pouring.Saat on kırk beş ve hâlâ sağanak yağmur yağıyor.

    Biçimler
    mastar: pour · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.pours—
  • bar

    bar

    bar; tezgâh

    içki içilen yer ya da oradaki uzun tezgâh

  • canteen

    canteen

    yemekhane

    Türkçedeki kantinle karıştırmayın: atıştırmalık satılan büfe değil, iş yerinde ya da okulda öğle yemeği yenen salondur.

  • cashier

    cashier

    kasiyer

  • bite

    bite

    ısırmak

    Düzensiz fiil: geçmiş zamanı *bit*.

    Biçimler
    mastar: bite · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.bites—
  • cola

    cola

    kola

  • pub

    pub

    bar; birahane

    İngiltere'de bira ve yemek sunan mekân

  • takeaway

    takeaway

    paket yemek

    satın alıp başka yerde yenen yemek

  • vegetarian

    vegetarian

    vejetaryen

    et yemeyen kişi

  • bitter

    bitter

    acı

    tat olarak; sade kahve ya da ilaç gibi

  • salty

    salty

    tuzlu

  • thirsty

    thirsty

    susamış

    Türkçede bu bir fiille söylenir (susamak), İngilizcede ise bir sıfattır.

    Are you hungry or thirsty?Aç mısın yoksa susamış mısın?

  • meal

    meal

    öğün; yemek

    Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği birer *meal*dır. Ama *meal* kelimesi bir öğün adı değildir, her isim gibi tanımlık alır: a meal, the meal.

  • oil

    oil

    sıvı yağ; yağ; yağlı boya

    yemeklik yağ

  • pancake

    pancake

    krep; pankek

    She bought flour for pancakes.Krep için un aldı.

  • pie

    pie

    turta; börek

    İçi doldurulup fırında pişirilen hamur işi. Tatlı da olabilir tuzlu da, ikisine de aynı kelime denir.

  • roast

    roast

    fırında pişmiş; rosto

    Fırında kızartılarak pişmiş et ya da sebze. Sıfattır ve her zaman ismin önüne gelir.

  • supper

    supper

    hafif akşam yemeği

    Bir öğün adıdır, o yüzden *dinner* gibi edattan sonra tanımlık almaz. *dinner*dan daha hafif ve sade bir akşam yemeğidir.

  • tablecloth

    tablecloth

    masa örtüsü

  • fill

    fill

    doldurmak

    İçine konan şey Türkçedeki *-la/-le* gibi *with* ile söylenir.

    Fill the bucket with warm water.Kovayı ılık suyla doldur.

    Biçimler
    mastar: fill · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.fills—
  • spoon

    spoon

    kaşık

    Mix the flour with a spoon.Unu kaşıkla karıştır.

  • snack

    snack

    atıştırmalık; ara öğün

  • spill

    spill

    dökmek; dökülmek

    Bir sıvıyı kazara dökmek anlamındadır.

    Biçimler
    mastar: spill · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.spills—
  • medium

    medium

    orta; orta boy; orta pişmiş (et)

    Beden anlamında isim gibi de kullanılır, önüne *a* alır.

Bu konudan başka kelimeler

Henüz hiçbir derste geçmiyorlar. Uygulamada onları raftan ekler ve diğerleri gibi öğrenirsin.

  • allergy

    allergy

    alerji

    isim

    Türkçedeki *-e* ekinin karşılığı *to*'dur.

  • appetite

    appetite

    iştah

    isim
  • appetizer

    appetizer

    başlangıç; meze

    isim

    ana yemekten önceki küçük yemek

  • bagel

    bagel

    bagel; halka ekmek

    isim
  • baked

    baked

    fırında pişmiş

    sıfat
  • barista

    barista

    barista

    isim
  • barman

    barman

    barmen

    isim

    erkek

  • bartender

    bartender

    barmen

    isim

    Kadın ya da erkek, herkes için kullanılır.

  • boiled

    boiled

    haşlanmış; haşlama

    sıfat
  • booking

    booking

    rezervasyon

    isim

    Özellikle İngiliz İngilizcesinde *reservation* yerine kullanılır.

  • booth

    booth

    separe; bölmeli masa

    isim
  • brunch

    brunch

    brunch; geç kahvaltı

    isim
  • buffet

    buffet

    açık büfe

    isim

    Türkçedeki *büfe* (küçük dükkân) değildir; yemeğin ortaya konup herkesin kendi aldığı öğündür.

  • cafe

    cafe

    kafe

    isim

    *café* diye aksanla da yazılır; günlük İngilizcede aksansız yazım olağandır.

  • cappuccino

    cappuccino

    kapuçino

    isim
  • champagne

    champagne

    şampanya

    isim
  • check

    check

    hesap

    isim

    restoranda ödenecek tutar

  • cheers

    cheers

    şerefe

    ünlem

    İngiltere'de gündelik dilde teşekkürler ya da hoşça kal anlamında da kullanılır.

  • cheesecake

    cheesecake

    cheesecake

    isim
  • chew

    chew

    çiğnemek

    fiil
    Biçimler
    mastar: chew · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.chews—
  • chips

    chips

    patates kızartması; cips

    isim

    İngiltere'de patates kızartması, Amerika'da paketteki cipstir.

  • chopsticks

    chopsticks

    yemek çubukları

    isim

    Hep çoğul kullanılır; bir takım için *a pair of* denir.

  • cider

    cider

    elma şarabı

    isim

    Amerikan İngilizcesinde alkolsüz elma suyu da olabilir.

  • clear

    clear

    (masayı) toplamak; boşaltmak

    fiil
    Biçimler
    mastar: clear · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.clears—
  • cocktail

    cocktail

    kokteyl

    isim
  • coffee shop

    coffee shop

    kafe; kahve dükkânı

    isim
  • corkscrew

    corkscrew

    tirbuşon

    isim
  • cover charge

    cover charge

    kuver ücreti

    isim
  • crispy

    crispy

    çıtır

    sıfat
  • croissant

    croissant

    kruvasan

    isim
  • cutlery

    cutlery

    çatal bıçak takımı

    isim

    Sayılamaz: çoğul ve a/an almaz.

  • decaf

    decaf

    kafeinsiz kahve

    isim

    Gündelik dil.

  • delivery

    delivery

    teslimat; eve servis

    isim

    siparişin eve getirilmesi

  • dine

    dine

    yemek yemek

    fiil

    özellikle restoranda akşam yemeği

    Biçimler
    mastar: dine · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.dines—
  • diner

    diner

    lokantada yemek yiyen kişi; ucuz lokanta

    isim

    Ucuz lokanta anlamı Amerikan İngilizcesindedir.

  • doggy bag

    doggy bag

    artan yemek paketi

    isim

    yenmeyen yemeği eve götürmek için kutu ya da poşet

  • doughnut

    doughnut

    donut

    isim

    Amerikan İngilizcesinde çoğunlukla *donut* diye yazılır.

  • dressing

    dressing

    salata sosu

    isim
  • drink

    drink

    içecek; içki

    isim

    Sayılabilir: *a drink* bir bardak içecektir, çoğu zaman alkollü içkiyi kasteder.

  • espresso

    espresso

    espresso

    isim

    küçük, sert sade kahve

  • fast food

    fast food

    fast food; hazır yemek

    isim

    Sayılamaz.

  • flavour

    flavour

    aroma; tat

    isim

    bir yiyeceğin kendine özgü tadı

  • fried

    fried

    kızarmış; kızartma

    sıfat

    yağda pişmiş

  • fries

    fries

    patates kızartması

    isim

    Hep çoğul kullanılır.

  • gluten-free

    gluten-free

    glütensiz

    sıfat
  • greasy

    greasy

    yağlı

    sıfat

    fazla yağlı

  • grilled

    grilled

    ızgara

    sıfat

    Sıfattır ve ismin önüne gelir.

  • high chair

    high chair

    mama sandalyesi

    isim
  • homemade

    homemade

    ev yapımı

    sıfat
  • hot chocolate

    hot chocolate

    sıcak çikolata

    isim
  • ice cream

    ice cream

    dondurma

    isim
  • iced coffee

    iced coffee

    buzlu kahve

    isim
  • iced tea

    iced tea

    buzlu çay; soğuk çay

    isim
  • include

    include

    dahil etmek; içermek

    fiil

    Türkçedeki *dahil olmak* çoğu zaman edilgen biçimle karşılanır.

    Biçimler
    mastar: include · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.includes—
  • juicy

    juicy

    sulu

    sıfat
  • lager

    lager

    açık renkli bira

    isim
  • latte

    latte

    latte; sütlü kahve

    isim
  • leftovers

    leftovers

    artan yemek

    isim

    Hep çoğul kullanılır.

  • main course

    main course

    ana yemek

    isim

    Başlangıçtan sonra, tatlıdan önce gelen en büyük yemek.

  • mayonnaise

    mayonnaise

    mayonez

    isim
  • milkshake

    milkshake

    milkshake

    isim
  • mineral water

    mineral water

    maden suyu; memba suyu

    isim

    Türkçedeki maden suyu hep gazlıdır; *mineral water* gazsız da olabilir.

  • muffin

    muffin

    muffin; küçük kek

    isim
  • mug

    mug

    kupa

    isim

    kulplu büyük bardak

  • mustard

    mustard

    hardal

    isim
  • order

    order

    sipariş; amaç (in order to)

    isim

    garsondan istenen yemek ya da içecek

  • pastry

    pastry

    hamur işi; tatlı çörek

    isim

    Türkçedeki *pasta* değildir; o *cake*'tir.

  • rare

    rare

    az pişmiş; nadir

    sıfat

    et için: içi hâlâ kırmızı

  • raw

    raw

    çiğ

    sıfat
  • refill

    refill

    tazeleme; yeniden doldurma

    isim

    bardağın ya da fincanın tekrar doldurulması

  • reservation

    reservation

    rezervasyon

    isim

    Türkçedeki *yapmak* fiilinin karşılığı burada *do* değil, *make*'tir.

  • reserve

    reserve

    ayırtmak; rezerve etmek

    fiil

    masa ya da oda

    Biçimler
    mastar: reserve · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.reserves—
  • saucer

    saucer

    fincan tabağı

    isim
  • scone

    scone

    skon; çörek

    isim

    kaymak ve reçelle yenen küçük İngiliz çöreği

  • self-service

    self-service

    self servis

    isim

    Sıklıkla başka bir ismin önünde sıfat gibi kullanılır.

  • service

    service

    hizmet; servis

    isim

    çalışanların müşteriyle ilgilenmesi

  • service charge

    service charge

    servis ücreti

    isim

    Restoranın hesaba eklediği servis payı.

  • set menu

    set menu

    fiks menü

    isim
  • share

    share

    paylaşmak

    fiil
    Biçimler
    mastar: share · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.shares—
  • side dish

    side dish

    garnitür; yan yemek

    isim
  • sip

    sip

    yudumlamak

    fiil
    Biçimler
    mastar: sip · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.sips—
  • smoothie

    smoothie

    smoothie

    isim

    meyveli yoğun içecek

  • snack bar

    snack bar

    büfe

    isim

    çabuk yiyecek satan basit yer

  • soda

    soda

    gazlı içecek; soda

    isim

    Amerika'da çoğunlukla kola gibi şekerli gazlı içecektir, Türkçedeki soda yalnızca bir anlamıdır.

  • soft drink

    soft drink

    meşrubat; alkolsüz içecek

    isim
  • sommelier

    sommelier

    şarap garsonu; sommelier

    isim
  • sour

    sour

    ekşi; bozulmuş

    sıfat

    Süt için kullanıldığında ekşimiş, bozulmuş demektir.

  • sparkling

    sparkling

    gazlı; köpüklü

    sıfat

    su ya da şarap için

  • special

    special

    günün yemeği

    isim

    normal menüde olmayan, yalnızca bugün sunulan yemek

  • split

    split

    bölmek; paylaşmak

    fiil

    hesabı kişiler arasında

    Biçimler
    mastar: split · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.splits—
  • spoonful

    spoonful

    kaşık dolusu

    isim
  • still

    still

    hareketsiz; gazsız

    sıfat

    Su için gazsız demektir; gazlı su *sparkling*'dir.

  • straw

    straw

    pipet; saman

    isim
  • sugar cube

    sugar cube

    küp şeker

    isim
  • swallow

    swallow

    yutmak

    fiil
    Biçimler
    mastar: swallow · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.swallows—
  • tap water

    tap water

    musluk suyu

    isim

    Restoranda genellikle ücretsizdir.

  • taste

    taste

    tadına bakmak; tadı ... olmak

    fiil

    Nesneyle tadına bakmak, sıfatla bir şeyin tadının nasıl olduğunu anlatır. Düzenli fiildir.

    Biçimler
    mastar: taste · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.tastes—
  • taste

    taste

    tat

    isim
  • tasty

    tasty

    lezzetli

    sıfat
  • tea bag

    tea bag

    poşet çay

    isim
  • teapot

    teapot

    demlik

    isim

    Tek parçalı bir demliktir; Türk usulü iki katlı çaydanlık değildir.

  • teaspoon

    teaspoon

    çay kaşığı

    isim
  • tender

    tender

    yumuşak

    sıfat

    et için: kolay kesilip çiğnenen

  • terrace

    terrace

    teras

    isim

    kafe ya da restoranın açık oturma alanı

  • toothpick

    toothpick

    kürdan

    isim
  • tray

    tray

    tepsi

    isim
  • treat

    treat

    ısmarlamak

    fiil

    birine güzel bir şey almak

    Biçimler
    mastar: treat · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.treats—
  • vegan

    vegan

    vegan

    sıfat

    hiçbir hayvansal ürün içermeyen

  • vegan

    vegan

    vegan

    isim

    hiçbir hayvansal ürün yemeyen kişi

  • vegetarian

    vegetarian

    vejetaryen; etsiz

    sıfat
  • vinegar

    vinegar

    sirke

    isim
  • waffle

    waffle

    waffle

    isim
  • well-done

    well-done

    iyi pişmiş

    sıfat

    et için: tamamen pişmiş

  • wine list

    wine list

    şarap listesi

    isim
2129/16

Cümleler

İngilizce yaz

Burada otur, yanımda.

*beside* ile

Sit here, beside I.

Tam değil

  • sit
  • here
  • beside

Dilbilgisini ve kelimenin kartını görmek için işaretli bir kelimeye dokun.

Sit here, beside me.

me: sen “i” yazdın · Nesne zamirleri

Bu da doğru:

sit here next to me

Bu cevabın sana maliyeti

KuralNesne zamirleri3 → 1

Yakından: cümle adımı

Denetleyici akıllı. Ölçü ise esnemez.

Kurstan, bu konudaki bir kelimeyi kullanan bir cümle. Yaz, kontrol et ve işaretli bir kelimeye dokun: arkasındaki kart, yukarıdaki karttır.

  • 1

    Geçerli her cevap kabul edilir.

    Kelime sırası, eş anlamlılar, kısaltılmış biçimler: her cümle kabul edilen bütün söyleyişlerini taşır. Bu cümle 4 tanesini kabul ediyor.

  • 2

    Yazım hataları affedilir ve gösterilir.

    Kayan bir harf yine doğru sayılır. Yanlış bir ek ise asla; dilbilgisi tam orada yaşar.

  • 3

    Her hata belirli bir şeyi düşürür.

    Yanlış bir biçim, bütün cümlenin değil, o kelimenin ya da o kuralın seviyesini yarıya indirir. Zayıf noktaların daha erken geri gelir.

Uygulamayı indir

Hangi kurs olursa olsun ilk 10 dersin ücretsiz. Kart bilgisi gerekmez.

Uygulamada

Bu kelimelerden istediğini öğrendiklerine ekle

  1. 1

    Uygulamanın Kitaplık bölümünde konu rafını aç: aynı kelimeler, her biri kendi seviyenle.

  2. 2

    Bir kelimeye dokun. Buradaki kartın aynısı, seviyen ve onu öğrenme seçeneğiyle birlikte.

  3. 3

    Ekle. Kendi alıştırmalarıyla bir oturuma, sonra sağlamlaşana kadar tekrarlara girer.

Tek bir cümleyle başla.

Yaz, yanlış yap, nedenini anla. Yöntemin tamamı bu.

Hangi kurs olursa olsun ilk 10 dersin ücretsiz. Kart bilgisi gerekmez.

Şimdi indirGoogle PlayÇok yakındaHemen indirApp StoreÇok yakında

Henüz mağazalarda değil. E-postanı bırak; çıkış günü tek bir mesaj alacaksın.

Çıkışta tek bir e-posta. Bülten yok, kimseyle paylaşılmaz.