Dilbilgisi
Bir kural, açıklanmış
Ders teoriyle açılır ve bir testle pekiştirilir. İşte başlangıcı ve 14 sorusundan 3’ü.
A2 · There was / there were: geçmişte vardı, yoktu
Şu an var olanı zaten söyleyebiliyorsun: There is a bakery on the corner. There are two schools in my town. Be fiilinin geçmişini de biliyorsun: tekil için was, çoğul için were. İkisini birleştirince Türkçedeki vardı ve yoktu ortaya çıkar; böylece memleketinin eskiden nasıl olduğunu anlatabilirsin.
Bir şeyin var olduğunu söylemek
is yerine was, are yerine were koy; başka hiçbir şey değişmez. There başta kalır, fiil onu izler, var olan şey fiilden sonra gelir.
| Şimdi | Geçmişte | Ne ile kullanılır |
|---|---|---|
| There is a bakery on the corner. | There was a bakery on the corner. | tek bir şey (tekil isim) |
| There is a lot of noise. | There was a lot of noise. | sayılamayan bir şey (sayılamayan isim) |
| There are two schools. | There were two schools. | birden fazla şey (çoğul isim) |
Türkçede vardı hiç değişmez: bir okul vardı, iki okul vardı. İngilizcede fiil, there ile değil, ardından gelen isimle uyum gösterir. İsme bak: tek mi (ya da sayılamaz mı)? was. Birden fazla mı? were. İki fark daha: sayıdan sonra İngilizce isim çoğul olur (iki okul ama two schools), ve tekil sayılabilir isim a / an ister; Türkçedeki gibi tanımlıksız bırakılmaz.
Bir şeyin olmadığını söylemek
Türkçede olumsuz ayrı bir kelimedir: yoktu. İngilizcede yeni kelime yok: fiilin arkasına not eklenir ve konuşmada neredeyse hep kısaltılır: wasn't, weren't. Olumsuz cümlede çoğul ya da sayılamayan isim genellikle any (hiç) ile gelir; tekil isim a / an'ı korur.
Kısa test · 3 / 14
There(be) a bakery on the corner when I was small.
There(be) a lot of noise in the square every Saturday.
___ always a lot of tourists in the town in August.






