129 kelime · A1 · A2 · B1 · B2 · 2. ders–56

Yönler ve yerler

Yolunu bulmak ve bir şeyin nerede olduğunu anlatmak: sağ ve sol, yakın ve uzak, sokaklar ve kavşaklar, yön bulurken işaret alınan yapılar.

  • 129 kelime, her biri resmi ve sesiyle
  • Her kelimenin biçim tablosu, uygulamadakiyle aynı
  • Her kart, kursun kelimeyi hangi derste öğrettiğini gösterir

Hangi kurs olursa olsun ilk 10 dersin ücretsiz. Kart bilgisi gerekmez.

Şimdi indirGoogle PlayÇok yakındaHemen indirApp StoreÇok yakında

Henüz mağazalarda değil. E-postanı bırak; çıkış günü tek bir mesaj alacaksın.

Çıkışta tek bir e-posta. Bülten yok, kimseyle paylaşılmaz.

Konulara göre kelimeler

Kelimeler

Kursun öğrettiği sırayla. Biçim tablosunun tamamı için bir kartı aç; ders bağlantısı seni o dersin seviyesine götürür.

  • here

    here

    burada; buraya

    Come here, please.Buraya gel, lütfen.

  • near

    near

    yakınında

    Türkçede 'yakınında' ismin arkasına gelir; near ismin önüne gelir.

    She lives near the school.Okulun yakınında yaşıyor. (o kadın)

  • school

    school

    okul

    School buses are yellow.Okul otobüsleri sarıdır.

  • shop

    shop

    dükkân; mağaza

    This is a big shop.Bu büyük bir dükkân.

  • city

    city

    şehir

    They work in the city.Onlar şehirde çalışır.

  • middle

    middle

    orta

  • town

    town

    kasaba; küçük şehir

    *city*'den küçük bir yerleşim yeri.

    There are three schools in our town.Kasabamızda üç okul var.

  • restaurant

    restaurant

    restoran; lokanta

    Not many restaurants serve breakfast on Sunday.Pazar günü kahvaltı servis eden pek restoran yok.

  • between

    between

    arasında

    Türkçedeki son çekim edatının tersine, between iki şeyin önüne gelir ve ikisi and ile bağlanır.

  • library

    library

    kütüphane

    Kitapların ödünç alındığı ya da okunduğu yerdir; kitap satılan dükkân (kitapçı) değildir.

    Libraries and classrooms are quiet places.Kütüphaneler ve sınıflar sessiz yerlerdir.

  • place

    place

    yer

    Libraries and classrooms are quiet places.Kütüphaneler ve sınıflar sessiz yerlerdir.

  • hotel

    hotel

    otel

    There is a hotel there.Orada bir otel var.

  • park

    park

    park

    halka açık yeşil alan

    Nineteen children are in the park.Parkta on dokuz çocuk var.

  • there

    there

    orada; oraya

    there is / there are yapısında bir yer bildirmez; Türkçedeki var'ın işini görür.

    Put it there.Onu oraya koy.

  • above

    above

    üstünde; yukarısında

    daha yukarıda, değmeden

  • behind

    behind

    arkasında; arkasına

    The bin is behind the door.Çöp kutusu kapının arkasında.

  • everywhere

    everywhere

    her yerde; her yere

  • front

    front

    ön

    bir şeyin size bakan tarafı

    Don't stand in front of the TV!TV'nin önünde durma!

  • left

    left

    sol

    sol taraf

    Turn left at the bank.Bankanın oradan sola dön.

  • market

    market

    pazar

    çok sayıda küçük satıcının olduğu, çoğunlukla açık hava pazarı

    There's a nice restaurant near the market.Pazarın yakınında güzel bir restoran var.

  • supermarket

    supermarket

    süpermarket; market

    Bizim *market* dediğimiz yer İngilizcede *supermarket*'tır. İngilizcede *market* tek başına *pazar* anlamına gelir.

  • under

    under

    altında; altına

    The cat is under the bed.Kedi yatağın altında.

  • follow

    follow

    ardından gelmek; izlemek

    Follow me, the museum is near.Beni takip et, müze yakın.

    Biçimler
    mastar: follow · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.follows—
  • go

    go

    gitmek

    Bir kelime için de kullanılır: cümlede bir yere ait olmak, orada durmak.

    I go home after work.İşten sonra eve giderim.

    Biçimler
    mastar: go · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.goes—
  • straight

    straight

    doğrudan; dümdüz

    arada hiçbir şey olmadan

    Go straight on and cross the bridge.Dümdüz devam et ve köprüden karşıya geç.

    Biçimler
    karşılaştırmastraighter
    üstünlükstraightest
  • bank

    bank

    banka

    para kurumu

    He works in a bank.Bir bankada çalışır.

  • bridge

    bridge

    köprü

    Go straight on and cross the bridge.Dümdüz devam et ve köprüden karşıya geç.

  • building

    building

    bina

    There aren't any tall buildings here.Burada hiç yüksek bina yok.

  • bus stop

    bus stop

    otobüs durağı

    İki sözcükten oluşur ama tek bir şeyi anlatır: otobüsün sokakta durduğu yer.

    Is there a bus stop near here?Buralarda bir otobüs durağı var mı?

  • centre

    centre

    merkez; şehir merkezi

    Amerikan İngilizcesinde center diye yazılır.

    Are there any cheap hotels in the centre?Merkezde hiç ucuz otel var mı?

  • church

    church

    kilise

    Çoğulu churches: ch ile biten isimler -es alır.

    Don't turn here, turn at the church.Burada dönme, kilisenin oradan dön.

  • hill

    hill

    tepe

    Dağdan küçüktür.

    We climbed a hill and enjoyed the view.Bir tepeye tırmandık ve manzaranın tadını çıkardık.

  • museum

    museum

    müze

    The museum is a bit boring.Müze biraz sıkıcı.

  • over

    over

    üzerinde; üzerinden

    üstünde ve karşıya geçerek

    Our dog can jump over the fence.Köpeğimiz çitin üzerinden atlayabilir.

  • pharmacy

    pharmacy

    eczane

    İngiliz İngilizcesinde chemist's da denir.

    Is there a pharmacy near the station?İstasyonun yakınında bir eczane var mı?

  • post office

    post office

    postane

    İki sözcükten oluşur ama tek bir yeri anlatır: mektup ve kargo gönderilen yer.

    Don't go past the post office.Postanenin önünden geçme.

  • river

    river

    nehir; ırmak

    He dropped his phone in the river.Telefonunu nehre düşürdü.

  • square

    square

    meydan

    şehirde açık alan

    Are there any restaurants in the square?Meydanda hiç restoran var mı?

  • station

    station

    istasyon; gar

    Hem tren hem otobüs için kullanılır. Otobüsün sokakta durduğu yer ise ayrı bir sözcüktür: bus stop.

    I bought two tickets at the station.İstasyonda iki bilet aldım.

  • street

    street

    sokak; cadde

    Türkçedeki sokak-cadde ayrımını yapmaz: iki yanında bina olan her şehir yolu street olabilir.

    There are two banks in this street.Bu sokakta iki banka var.

  • theatre

    theatre

    tiyatro

    Amerikan İngilizcesinde theater diye yazılır.

  • village

    village

    köy

    There isn't a museum in this village.Bu köyde müze yok.

  • walk

    walk

    yürümek

    Gidilen yer to ile verilir. to, Türkçedeki -e ekinin karşılığıdır ama kelimenin önüne gelir.

    Let's not walk, it's far.Yürümeyelim, uzak.

    Biçimler
    mastar: walk · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.walks—
  • drive

    drive

    araba sürmek; sürmek

    Tek başına "araba kullanmak" anlamına gelir. "Araba" kelimesini eklemek gerekmez.

    I can't drive.Araba kullanamam.

    Biçimler
    mastar: drive · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.drives—
  • hospital

    hospital

    hastane

    Why is your brother in hospital?Kardeşin neden hastanede?

  • up

    up

    yukarı

    Çoğunlukla bir fiilin ikinci parçasıdır ve anlamı fiille birlikte kazanır: get up, wake up.

    Where did you grow up?Nerede büyüdün?

  • address

    address

    adres

    birinin oturduğu yer

  • road

    road

    yol; cadde

    Sokak adlarında sık geçer. Adın sonunda yer alır ve büyük harfle yazılır.

    Don't cross the road here.Yolun karşısına burada geçme.

  • end

    end

    son

    The audience didn't clap at the end.Seyirci sonunda alkışlamadı.

  • inside

    inside

    içinde; içeride

  • way

    way

    yol; yöntem

    Please show me the way to the station.Lütfen bana istasyonun yolunu göster.

  • along

    along

    boyunca

    Türkçede boyunca ismin arkasından gelir (cadde boyunca); along ismin önüne geçer.

  • back

    back

    geri

    gelinen yere

    Is Dad calling back tonight? No, he isn't.Babam bu akşam geri arıyor mu? Hayır, aramıyor.

  • corner

    corner

    köşe

    'Köşede' derken at ya da on edatı alır.

    Please wait for me at the corner.Lütfen köşede beni bekle.

  • cross

    cross

    karşıya geçmek; geçmek

    Geçilen yer edatsız, doğrudan nesne olur: Türkçedeki 'yoldan, köprüden' -den ekinin karşılığı yoktur.

    Don't cross the road here.Yolun karşısına burada geçme.

    Biçimler
    mastar: cross · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.crosses—
  • direction

    direction

    yön; yol tarifi

    'Yol tarifi' anlamında genellikle çoğuldur: directions.

    Let's ask that man for directions.Şu adama yolu soralım.

  • down

    down

    aşağı; aşağıya

    sit ile birlikte 'oturmak, yerine oturmak' anlamı verir.

    Sit down, please.Otur lütfen.

  • map

    map

    harita

    Look at the map.Haritaya bak.

  • near

    near

    yakın

    uzak değil

    Follow me, the museum is near.Beni takip et, müze yakın.

  • opposite

    opposite

    karşısında

    Türkçede ismin arkasından gelir ve iyelik ister (parkın karşısında); opposite ismin önüne geçer, isim ek almaz.

    Don't worry, the hotel is opposite the park.Endişelenme, otel parkın karşısında.

  • side

    side

    taraf; yan

    Türkçedeki -de eki (yolun bu tarafında) burada on edatıyla karşılanır.

  • stop

    stop

    durmak; durdurmak

    Stop here, please.Burada dur lütfen.

    Biçimler
    mastar: stop · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.stops—
  • through

    through

    içinden; arasından

    Bir yerin bir yanından girip öbür yanından çıkmak; Türkçedeki 'parkın içinden' gibi, ama ismin önüne gelir.

  • turn

    turn

    dönmek

    left ve right'tan önce edat gelmez: Türkçedeki sola/sağa'nın -a eki İngilizcede düşer.

    Turn left at the bank.Bankanın oradan sola dön.

    Biçimler
    mastar: turn · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.turns—
  • around

    around

    etrafında; oradan oraya

    Bir şeyin çevresini ya da bir yerin içinde rastgele dolaşmayı anlatır. Türkçedeki *-de* gibi yer eki yerine edat olarak ismin önüne gelir.

    They chatted around the campfire until midnight.Gece yarısına kadar kamp ateşinin etrafında sohbet ettiler.

  • airport

    airport

    havalimanı; havaalanı

    She drove to the airport at six.Saat altıda arabayla havalimanına gitti.

  • leave

    leave

    bırakmak; ayrılmak

    bir yerden ayrılmak; bir şeyi geride bırakmak

    Must we leave now?Şimdi çıkmalı mıyız?

    Biçimler
    mastar: leave · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.leaves—
  • lift

    lift

    asansör

    katlar arasında insan taşıyan makine

  • outside

    outside

    dışarıda; dışarı

    Türkçedeki gibi -de/-e eki almaz; hem 'dışarıda' hem 'dışarı' anlamında aynı kelime kullanılır.

    It's chilly and windy outside today.Bugün dışarıda hava soğukça ve rüzgârlı.

  • beach

    beach

    plaj; sahil

    It's five kilometres to the beach.Plaja beş kilometre var.

  • north

    north

    kuzey

    Türkçenin aksine genellikle the ile kullanılır.

  • arrive

    arrive

    varmak; gelmek

    Türkçede '-e varmak' denir ama İngilizcede to kullanılmaz: bir yere (istasyon, kamp alanı) at, şehir ya da ülkeye in ile varılır.

    Biçimler
    mastar: arrive · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.arrives—
  • far

    far

    uzağa; uzak

    mesafe

    A camel can walk farther than a horse.Bir deve bir attan daha uzağa yürüyebilir.

    Biçimler
    karşılaştırmafarther / further
    üstünlükfurthest / farthest
  • avenue

    avenue

    bulvar; geniş cadde

  • castle

    castle

    şato; kale

    savunma için yapılmış, kalın duvarlı eski yapı

  • fountain

    fountain

    fıskiye; çeşme

    meydanda ya da parkta su fışkırtan yapı

  • gate

    gate

    kapı; giriş kapısı

    duvardaki, surdaki ya da bahçedeki dış kapı

    She must show her ticket at the gate.Kapıda biletini göstermeli.

  • monument

    monument

    anıt

  • stadium

    stadium

    stadyum

  • top

    top

    tepe; üst

    bir şeyin en yüksek noktası

    Not that shelf, the top shelf.O raf değil, en üstteki raf.

  • tower

    tower

    kule

    Which is the tallest tower on the island?Adadaki en yüksek kule hangisi?

  • entrance

    entrance

    giriş

  • exit

    exit

    çıkış

  • sign

    sign

    tabela; levha

    kural ya da bilgi yazan levha

  • south

    south

    güney

    Bir ülkenin güneyi için the ile kullanılır.

  • across

    across

    karşısında; karşıya

    Bir şeyin öbür tarafında ya da öbür tarafına. Türkçede *karşısında* ismin arkasından gelir (*caddenin karşısında*); İngilizcede *across* ismin önünde durur.

    The bus stop is there, across the street.Otobüs durağı orada, caddenin karşısında.

  • anywhere

    anywhere

    herhangi bir yerde; hiçbir yerde

    Soru ve olumsuz cümlelerde kullanılır, *any* gibi. Olumsuzda fiil zaten olumsuz olduğu için Türkçedeki *hiçbir yerde* anlamını verir.

    Is there a post office anywhere near here?Buraya yakın herhangi bir yerde postane var mı?

  • beside

    beside

    yanında

    Sonunda *-s* yoktur; *besides* başka kelimedir (ayrıca).

    Sit here, beside me.Burada otur, yanımda.

  • corridor

    corridor

    koridor

    Büyük binadaki, kapıların açıldığı uzun geçit. Evin girişindeki hol *hallway*'dir.

  • nearby

    nearby

    yakınlarda; civarda

    yer: buraya yakın

  • nowhere

    nowhere

    hiçbir yerde; hiçbir yere

    Cümleyi tek başına olumsuz yapar; fiil olumlu kalır. Türkçede *hiçbir yer* olumsuz fiille gelir, İngilizcede *nowhere* ile fiil olumsuz yapılmaz.

  • path

    path

    patika; yaya yolu

  • somewhere

    somewhere

    bir yerde; bir yere

    Olumlu cümlelerde kullanılır, *some* gibi. Soru ve olumsuzda *anywhere* gelir.

    Your umbrella is somewhere there, in the hallway.Şemsiyen orada bir yerde, holde.

  • toward

    toward

    -e doğru

    İngiliz İngilizcesinde çoğunlukla towards yazılır.

  • distance

    distance

    mesafe; uzaklık

  • motorway

    motorway

    otoyol

    İngiliz İngilizcesi; Amerikan İngilizcesi highway ya da freeway der.

  • route

    route

    güzergâh; rota

  • tunnel

    tunnel

    tünel

  • underground

    underground

    metro

    şehrin altındaki demiryolu

  • bottom

    bottom

    alt; dip

    *top* kelimesinin zıttı. Türkçedeki 'çantanın dibi' yapısı İngilizcede *the bottom of* ile kurulur.

  • forward

    forward

    ileri; ileriye

    Biçimler
    karşılaştırmaforwarder
    üstünlükforwardest

Bu konudan başka kelimeler

Henüz hiçbir derste geçmiyorlar. Uygulamada onları raftan ekler ve diğerleri gibi öğrenirsin.

  • ahead

    ahead

    ileride; ileri

    zarf

    Ek almaz: hem 'ileride' hem 'ileriye' anlamında aynı kelime fiilden sonra gelir.

  • area

    area

    bölge; alan

    isim

    bir şehrin ya da ülkenin bir kısmı; belli bir iş için ayrılmış yer

  • below

    below

    aşağıda; altta

    zarf

    daha alçak bir yerde

  • block

    block

    blok; kütle; yapı adası

    isim

    büyük katı parça; dört yanı sokakla çevrili bina grubu

  • border

    border

    sınır

    isim

    iki ülke arasındaki çizgi

  • cafe

    cafe

    kafe

    isim

    *café* diye aksanla da yazılır; günlük İngilizcede aksansız yazım olağandır.

  • car park

    car park

    otopark

    isim

    İngiliz İngilizcesi; Amerikan İngilizcesi parking lot der.

  • continue

    continue

    devam etmek

    fiil

    Türkçedeki -e ekinin karşılığı yoktur: devam edilen şey doğrudan fiilden sonra gelir.

    Biçimler
    mastar: continue · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.continues—
  • crossroads

    crossroads

    dört yol ağzı; kavşak

    isim

    iki yolun kesiştiği yer

  • east

    east

    doğu

    isim

    Türkçenin aksine genellikle the ile kullanılır.

  • enter

    enter

    girmek

    fiil

    Türkçedeki -e ekinin karşılığı yoktur: girilen yer edatsız, doğrudan fiilden sonra gelir.

    Biçimler
    mastar: enter · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.enters—
  • junction

    junction

    kavşak; yol ayrımı

    isim

    yolların ya da demiryolu hatlarının birleştiği yer

  • landmark

    landmark

    simge yapı; yer işareti

    isim

    kolayca görülen, yön bulmaya yarayan yapı ya da yer

  • lane

    lane

    dar yol; şerit; kulvar

    isim

    özellikle kırsalda dar yol

  • lost

    lost

    kayıp; kaybolmuş

    sıfat

    nerede olduğunu ya da nereye gideceğini bilmeyen

  • neighbourhood

    neighbourhood

    mahalle; semt

    isim

    İngiliz yazımı; Amerikan İngilizcesinde neighborhood diye yazılır.

  • pass

    pass

    geçmek

    fiil

    sınavı geçmek; bir yerin önünden geçmek

    Biçimler
    mastar: pass · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.passes—
  • pavement

    pavement

    kaldırım

    isim

    İngiliz İngilizcesi; Amerikan İngilizcesi sidewalk der.

  • pedestrian crossing

    pedestrian crossing

    yaya geçidi

    isim
  • police station

    police station

    karakol

    isim
  • reach

    reach

    ulaşmak; varmak

    fiil

    Türkçedeki -e ekinin karşılığı yoktur: to kullanılmaz, varılan yer doğrudan fiilden sonra gelir.

    Biçimler
    mastar: reach · geniş zaman
    kişitekilçoğul
    3.reaches—
  • roundabout

    roundabout

    göbekli kavşak; döner kavşak

    isim
  • stairs

    stairs

    merdiven

    isim

    katlar arasındaki basamaklar

  • statue

    statue

    heykel

    isim
  • suburb

    suburb

    banliyö; şehir dışındaki semt

    isim

    şehir merkezinin dışındaki konut bölgesi

  • traffic light

    traffic light

    trafik ışığı

    isim

    Yol tarif ederken genellikle çoğul kullanılır.

  • west

    west

    batı

    isim

    Türkçenin aksine genellikle the ile kullanılır.

2129/16

Cümleler

İngilizce yaz

Telefonum burada.

I phone is here.

Tam değil

  • phone
  • is
  • here

Dilbilgisini ve kelimenin kartını görmek için işaretli bir kelimeye dokun.

My phone is here.

my: sen “i” yazdın · İyelik sözcükleri

Bu da doğru:

my phone's here

Bu cevabın sana maliyeti

Kuralİyelik sözcükleri3 → 1

Yakından: cümle adımı

Denetleyici akıllı. Ölçü ise esnemez.

Kurstan, bu konudaki bir kelimeyi kullanan bir cümle. Yaz, kontrol et ve işaretli bir kelimeye dokun: arkasındaki kart, yukarıdaki karttır.

  • 1

    Geçerli her cevap kabul edilir.

    Kelime sırası, eş anlamlılar, kısaltılmış biçimler: her cümle kabul edilen bütün söyleyişlerini taşır. Bu cümle 2 tanesini kabul ediyor.

  • 2

    Yazım hataları affedilir ve gösterilir.

    Kayan bir harf yine doğru sayılır. Yanlış bir ek ise asla; dilbilgisi tam orada yaşar.

  • 3

    Her hata belirli bir şeyi düşürür.

    Yanlış bir biçim, bütün cümlenin değil, o kelimenin ya da o kuralın seviyesini yarıya indirir. Zayıf noktaların daha erken geri gelir.

Uygulamayı indir

Hangi kurs olursa olsun ilk 10 dersin ücretsiz. Kart bilgisi gerekmez.

Uygulamada

Bu kelimelerden istediğini öğrendiklerine ekle

  1. 1

    Uygulamanın Kitaplık bölümünde konu rafını aç: aynı kelimeler, her biri kendi seviyenle.

  2. 2

    Bir kelimeye dokun. Buradaki kartın aynısı, seviyen ve onu öğrenme seçeneğiyle birlikte.

  3. 3

    Ekle. Kendi alıştırmalarıyla bir oturuma, sonra sağlamlaşana kadar tekrarlara girer.

Tek bir cümleyle başla.

Yaz, yanlış yap, nedenini anla. Yöntemin tamamı bu.

Hangi kurs olursa olsun ilk 10 dersin ücretsiz. Kart bilgisi gerekmez.

Şimdi indirGoogle PlayÇok yakındaHemen indirApp StoreÇok yakında

Henüz mağazalarda değil. E-postanı bırak; çıkış günü tek bir mesaj alacaksın.

Çıkışta tek bir e-posta. Bülten yok, kimseyle paylaşılmaz.