make / let / help + nesne + yalın fiil
Kısaca
| Fiil | Kalıp | Örnek |
|---|---|---|
| make | make + kişi + yalın fiil | She made me apologise. |
| let | let + kişi + yalın fiil | They let us stay up. |
| don't let | don't/didn't let + kişi + yalın fiil | He doesn't let me drive. |
| help | help + kişi + (to) + yalın fiil | Help me (to) carry it. |
| allow | allow + kişi + to + yalın fiil | They allow us to leave. |
Geçmiş: make → made, let → let, help → helped. İkinci fiil hiç değişmez ve make/let'ten sonra to gelmez.
B1 · 30. ders · make, let ve help
Bu kuralı öğreten dersten, açıklamanın tamamı
Geçen derste fiil ile to'lu mastar arasına bir kişi koydunuz: My parents want me to study medicine. Çok sık kullanılan üç fiil de aynı sırayı kullanır (fiil + kişi + ikinci fiil), ama to'yu atar. İkinci fiil yalın hâlinde kalır. Bu fiiller make, let ve help.
| Fiil | Anlamı | Kalıp | Örnek |
|---|---|---|---|
| make | zorlamak, seçenek bırakmamak | make + kişi + yalın fiil | My mum makes me tidy my room. |
| let | izin vermek | let + kişi + yalın fiil | They let us stay up late at weekends. |
| don't let | izin vermemek | don't / doesn't / didn't let + kişi + yalın fiil | My dad doesn't let me drive his car. |
| help | işin bir kısmını birlikte yapmak | help + kişi + yalın fiil (to isteğe bağlı) | Can you help me carry these bags? |
| allow (karşılaştırma) | izin vermek, daha resmî | allow + kişi + to + yalın fiil | The school allows students to use phones at lunch. |
Türkçe bunu fiilin içinde yapar, İngilizce yapamaz
Türkçede birine bir şey yaptırmak için fiile ettirgen eki gelir: toplamak → toplatmak, beklemek → bekletmek. İngilizcede böyle bir ek yoktur. Onun yerine kalıp kurulur: make + kişi + yalın fiil. Türkçede izin verirken de yardım ederken de ikinci fiil isim-fiil olur ve hâl eki alır (gitmeme izin veriyor, taşımama yardım et). İngilizcede ikinci fiil hiçbir ek almaz ve önüne to da gelmez.
make: seçenek yok
make someone do something, Türkçedeki ettirgen fiilin karşılığıdır: kişi istese de istemese de o işi yapmak zorundadır. Bu anlamdaki make, "yapmak" değildir. Türkçedeki ettirgen ekinin yaptığı işi görür. İkinci fiil her zaman yalındır: My parents made me apologise to my sister. Asla made me to apologise denmez.
let ve don't let: izin
let someone do something izin vermektir. Olumsuzu don't let ise izin vermemektir: Her parents don't let her go to sleepovers. Olumsuzluk let'e gelir (do, does ya da did ile). İkinci fiil yine yalın kalır.
let fiilinin geniş zaman ve geçmiş zaman biçimi aynıdır: let – let – let. Yani They let me stay up hem bir alışkanlığı hem de dün geceyi anlatabilir. Hangisi olduğunu bağlam söyler. make geçmişte made, help ise helped olur. Zaman eki yalnızca ilk fiile gelir, ikinci fiil hiç değişmez: She made him do the dishes (did değil).
help: to'lu ya da to'suz
help en esnek olanıdır. My grandma helps me do my homework de My grandma helps me to do my homework de doğrudur. Günlük konuşmada to'suz biçim daha yaygındır. Türkçede "bana yardım et" dendiği için kişi yönelme hâlinde düşünülür, ama İngilizcede kişi doğrudan nesnedir: help me denir, help to me değil.
let mi, allow mu?
İkisi de "izin vermek" demektir ama farklı kurulur. allow geçen dersin kalıbını izler ve to'yu korur: Our teacher allows us to leave early on Fridays. let ise to'yu atar: Our teacher lets us leave early on Fridays. allow biraz daha resmîdir, kuralların ve okulların dilidir. let ise anne babaların dilidir.
Türkçede ikinci fiil hep -mek, -meye, -mesine gibi bir ek aldığı için bu eki İngilizcede to ile karşılamak çok cazip gelir. Bunu yapmayın. let me go ya da allow me to go deyin. Asla let me to go ve asla allow me go demeyin. make için de aynısı geçerli: make me wait denir, make me to wait denmez. to eklemeden önce ilk fiile bakın: make ya da let ise to yok.
Özneye dikkat edin. let ile özne izni veren kişidir: My parents let me stay out until eleven. Burada be allowed to kullanmayın. O kalıp cümleyi çevirir ve izni alan kişiyi özne yapar, yani bambaşka bir cümle olur. Türkçedeki "bana izin veriyorlar" ile "izinliyim" arasındaki fark da budur.
Okuduğunu kontrol et
Bu dersin uygulamada sorduğu 15 sorudan 3 tanesi. Biçimi yaz ya da cevabı seç.
My mum ___ my room every Saturday.
'My parents made me apologise' ne anlama gelir?
They ___ up late on Fridays.
Kurstan örnekler
İşaretli kelime, kuralın uygulandığı yerdir. Cümleyi dinlemek için oynat düğmesine bas.
My mum makes me tidy my room.
Annem bana odamı toplatır.
Her parents don't let her go to sleepovers.
Anne babası onun yatılı partilere gitmesine izin vermez.
They let us stay up late at weekends.
Hafta sonları geç saate kadar uyanık kalmamıza izin verirler.
My dad doesn't let me drive his car.
Babam arabasını kullanmama izin vermez.
My parents made me apologise to my sister.
Annemle babam bana kız kardeşimden özür dilettirdi.
Strict discipline doesn't always make children obey their parents.
Sıkı disiplin, çocukların anne babalarına itaat etmesini her zaman sağlamaz.
Will you let me dye my hair blue for the festival?
Festival için saçımı maviye boyamama izin verecek misin?
The lenient babysitter let the children stay up past their bedtime.
Hoşgörülü bakıcı, çocukların yatma saatini geçene kadar uyanık kalmasına izin verdi.
Mum didn't let my sister pierce her nose until she was eighteen.
Annem, kız kardeşimin on sekiz yaşına gelene kadar burnunu deldirmesine izin vermedi.
We don't let the kids swear, because good manners matter to us.
Çocukların küfretmesine izin vermeyiz, çünkü görgü kuralları bizim için önemlidir.
Kursta bu kuralı kullanan cümle sayısı: 24
Kendin dene
Bu kuralı kullanan bir cümleyi çevir. Uygulamadaki gibi, denetleyici bozulan kelimeyi işaretler ve arkasındaki kuralın adını verir.
Cümleler
İngilizce yaz
Annem bana odamı toplatır.
zorla yaptırma anlamında (make)