will mi, going to mı?

Kısaca

will / going to — önemli olan fikrin ne zaman doğduğu.

Durum Biçim Örnek
önceden yapılmış plan going to I'm going to buy a coat.
gözle görülen kanıta dayalı tahmin going to That bag is going to break.
konuşurken verilen karar will Fine, I'll take the blue one.
teklif ya da söz will I'll carry that for you.

going to = fikir eski. will = fikir bir saniyelik. Türkçe -ırım / -ayım teklifi → I'll.

Biçimler: am/is/are going to + yalın fiil · will / won't + yalın fiil (-s almaz, hiç değişmez).

A2 · 13. ders · will mi, going to mı?

Bu kuralı öğreten dersten, açıklamanın tamamı

Gelecekten söz etmenin iki yolunu zaten biliyorsun: be going to + yalın fiil ve will + yalın fiil. Türkçede ikisinin karşılığı da çoğu zaman aynı ektir, -ecek/-acak: alacağım hem I'm going to buy hem I'll buy olabilir. İngilizce ise burada bir seçim yapmanı ister ve bu seçimi Türkçe ek sana göstermez.

Seçimi belirleyen şey geleceğin ne kadar uzak olduğu değil, fikrin ne zaman doğduğudur. Fikir bu konuşmadan önce kafanda vardıysa going to. Fikir şu an, konuşurken doğduysa will.

Fikir zaten vardı: going to

Daha önce verdiğin bir kararı, yaptığın bir planı anlatıyorsan going to kullan. Türkçede böyle bir planı çoğu zaman şimdiki zamanla da söyleriz (Cumartesi palto alıyorum); İngilizcede bu derste o anlam going to ile verilir.

  • I'm going to buy a new coat on Saturday. (Günler önce karar verdim.)
  • We're going to look at the prices first. (İçeri girmeden önceki planımız buydu.)
  • She isn't going to pay by card. (Buna çoktan karar verdi.)

Bir tahminde bulunuyorsan ve sebebi şu an gözünün önündeyse yine going to. Tahmin etmiyorsun, kanıtı görüyorsun. Türkçede Raf düşecek! deriz; İngilizcede gözle görülen kanıt varsa will değil going to gelir.

  • Look at that queue. We're going to wait for an hour.
  • The shop is going to close. The lights are off.
  • The shelf is moving. It's going to fall.
  • Careful, that bag is going to break!

Fikir şimdi doğdu: will

Konuşma anında bir karar veriyorsan will kullan: yeni bir şey oldu (bir fiyat, bir soru, bir sorun) ve sen ona tepki veriyorsun.

  • Oh, they have no milk? Then I'll take juice.
  • That's too expensive. I'll look somewhere else.
  • The bus is late. I'll walk to the market.

Teklif (biri için bir şey yapmayı önermek) ve söz de konuşurken verilen kararlardır; ikisinde de will gelir.

  • Those bags look heavy. I'll carry them for you.
  • You can't reach the top shelf? I'll get it for you.
  • Don't worry, I'll pay for the coffee.
  • I promise I won't forget the bread.

Asıl tuzak teklifte. Türkçe teklifi geniş zamanla ya da istek ekiyle yapar: Ben taşırım, Kapıyı ben açayım. Bunu İngilizceye kelime kelime aktarınca I carry, I open gibi şimdiki/geniş zaman çıkar — bu yanlıştır. Türkçede aklına -ırım ya da -ayım ile bir teklif geliyorsa İngilizcede I'll + yalın fiil söyle.

Dört kullanım bir arada

DurumBiçimÖrnek
Önceden verilmiş plangoing toI'm going to sell my old phone.
Gözle görülen kanıta dayalı tahmingoing toThat shelf is going to fall.
Konuşurken verilen kararwillI'll take the red one.
Teklif ya da sözwillI'll help you with the shopping.

Bir önceki cümleyi dinle

Konuşmada hangi biçimi kullanacağını genellikle karşındakinin cümlesi söyler. Sana planın soruluyorsa plan zaten vardır: going to. Sana yeni bir sorun anlatılıyorsa cevabın da yenidir: will.

Karşındaki der kiSen cevap verirsinNeden
What are you doing on Saturday?I'm going to visit the market.plan eski
We need more sugar.OK, I'll buy some.karar yeni
Why are you taking the big basket?Because I'm going to buy a lot.plan eski
This box is really heavy.I'll open the door for you.teklif

İki biçim aynı gelecek ana işaret edebilir: I'm going to call the shop da I'll call the shop da doğrudur, ama konuşan hakkında farklı şey söyler. Birincisinde arama önceden planlanmıştır; ikincisinde konuşan aramaya o saniye karar vermiştir.

Tahminler için kısa bir test: sebebi parmağımla gösterebilir miyim? Kara bulutlar, sallanan bir raf, boş bir cüzdan — gösterebiliyorsan going to. Gelecek hakkında yalnızca bir görüşse (I think prices will go up next year) will.

going to için be gerekir ve özneye uyar: I am going to, he is going to, they are going to. will hiç değişmez: I will, he will, they will; ardından gelen fiil de ek almaz. Konuşmada ikisi de kısalır — I'm going to, I'll — ve will'in olumsuzu won't'tur.

Okuduğunu kontrol et

Bu dersin uygulamada sorduğu 16 sorudan 3 tanesi. Biçimi yaz ya da cevabı seç.

  1. A: What are you doing this afternoon? B: ___ my old coat back to the shop.

  2. A: Why are you taking such a big bag? B: Because ___ a lot of food for the party.

  3. A: Have you decided what to do with your old bike? B: Yes, ___ it online next week.

Bu kuralı uygulamada çalış